Gelecek Tasarlanabilir Mi?

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmailby feather

Çok emin olmamakla birlikte evet demek istiyorum.  Tasarıdan kasıt bir dizi önlem elbetteki. Daha net bir ifadeyle; tedbir senden takdir Allah’tan durumu. Şu sıra okuduğum kitaplar resmen yeryüzünde yıllardır süregelen en klişe komplo teorisi üzerine kurulu. Fena halde bilim kurgu kokuyor ama mevzu; robotların yükselişi ve yer yüzündeki hakimiyetleri. Tıpkı günümüzde  homo sapiens gibi. Sağolsun merhamet timsali bizlerin keşif dürtüsü ve açgözlülüğü insan neslinin bazı türlerinin tükenmesine sebep oldu. Hatırlayalım:

Homo rudolfensis?- Yok,

Homo erectus?-Yok ,

Homo neardertalensis?- Yok.

Homo sapiens? “-Burda”.

Tabii bu tükenmişliği sırf insan türünün nesilleriyle sınırlandırmak doğru değil.  Kendi gıdası, giyimi ve içeceği için her yolu mübah gören bizlerin doğaya ve hayvanlara da verdiği zararlar gün gibi ortada. İsrailli yazar Yuval Noah Harari “gelecekte astreoitlerden korkmak yerine  kendimizden korkmalıyız; çünkü homo sapiens oyunun büyün kurallarını baştan yazdı. Bu maymun türü 70 bin yıl içinde tek başına küresel ekolojiyi kökten değiştirmeyi başardı” diyor.”  Pek haksız sayılmaz hani kaygılarında. Çünkü homo sapiens  yeryüzünün  tek hakimi ve karnı tok sırtı pek olsa dahi yetinmeyi-yettirmeyi kabul edemez bir fıtrata sahip.  Hep daha fazlası için hayal eder, yapar ve çalışır.  Elinde değil bir kere kudrettendir. Boşuna mıdır  cenneten kovulmamız ve yeryüzünde bir cennet inşaamız? Tek alametifarikası akıl sahibi olması ve nefis taşıması(ruh)ndan öte birşey olmayan bugünün en zararlı ve acımasız türüdür insanoğlu. Ve şimdi o koca adam; o korkusuz ev sahibi kendi kazdığı kuyuya kendi düşmek üzere -kürekle  son toprağını atıyor.

Siber, nano teknoloji, dijit, bulut, buluş ve robot çağı vs diyebileceğimiz  bir çağdayız. İstisnasız her gün yeni bir teknoloji haberiyle uyanıyoruz. Boş durmuyor, üretiyor, değişiyor ve dönüşüyoruz. Tamam hoş da, teknoloji bu hızda ilerliyorken kendi hızımın sabit olmasına şaşırıyorum.

T-insan kitabıGeçen hafta Ufuk Tarhan’ın T-insan kitabı geçti elime.   Kitap 2017 Ocak ayında yayına çıktı ve peynir ekmek gibi tükendi. Şu an 6. baskıda. İçerik temelde bir takım futurist teorilere dayanıyor.  Zaten yazarda kendisini “futurist” diye tabir ediyor. Ufuk Hanım taa friendfeed yıllarından bu yana takibimde. Sonra Linkedin ve Instagram’da da yollarımız kesişti.  Kitap yeni birşey söylemedi benim açımdan. Çünkü sırasıyla Harari-Homo Deus, David Eagleman’ın(Beyin) ve Sharon Moalem’in(Genler Unutmaz) kitaplarının birer özeti gibiydi. Bir bakıma iyi oldu hafızam tazelendi. Kitaba dair tek bir eleştirim var; oda bazı yazım hataları. Böylece nazarlığınıda takmış oldum.

Ufuk Tarhan’ın iddiası şu;  bugün mevcut plaza çalışanlarının %80’i  2045 yılına gelindiğinde işsiz kalacak. İşsizlik bir vasıf halini alacak. Oldukça ironik değil mi? İçimdeki ağlak plazacı bir süreliğine duruldu(amağnn yaş olmuş 28 demedim iddianın büyüsüne kapıldım).  Fakat tasasız bir şekilde bu işsizliği dert etmememiz söyleniyor. Çünkü çok sevgili Elon Musk gelecekteki işsizlik sorununa çözüm olarak devlet fonlu vatandaşlık maaşı uygulamasını öneriyor.   Filantropi ve vakıflarında artış göstermesiyle insanların daha paylaşımcı olacağı iddia ediliyor.  Son maddeye pek itimat etmesemde inşaAllah tabi…

Yani en özet haliyle teknoloji gümbür gümbür geliyor. Kalk kendini donat.  Teknolojiyi giy, zırh edin ve kendini savun. Yan/paralel meslek grupları edin.   Sabah erken kalk ve yeni yetkinlikler kazan.  Yaratıcı bir meslek koluna dahil ol.  Hasılı T tipi insan ol. Aksi halde hurdaya çıkman an meselesi.

Nedir T-tipi insan?

Bir şeyin herşeyini ve herşeyin bir şeyini bilendir.  Yani bir konuyla alakalı herşeyi bilen uzman kişidir. Bir diğer deyişle, ağacın kökleri her nereye uzanıyorsa bilendir.

Westworld dizisi aslında bir bilim kurgu senaryosundan öte, şu anki Rinsan(robot insan) modelini tanımlıyor. Şimdiye değin izlediğim en çarpıcı dizi. Senaryo gereği oradaki robot insanlarda bilinç oluşturulmaya çalışılmış ve başarılıda olunmuştu. Günümüz bilimi halen bu konu üzerine çalışmalar yürütüyor ama henüz netlik kazanmış değil. Robotlar öğrenebilen birer akıllı algoritmalardır.  Kısa bir süre öncesine kadar insanoğlunun yazdığın kadarını uygulayan bu algoritmalar, şimdi hatalarından ders çıkarır vaziyette. Hatta bugün robotların kendi dilini geliştirdiği haberine denk geldim. Kendi aralarında mors koduna benzer bir teknik kullanarak birbirleriyle iletişim kurabiliyorlar. Haberin kaynağı için…

Akıllı algoritmalar, nöronlardan yoksun robotlar.  Şahsi inancım insan elinin dokunduğu her neyse yaradanın sanatından hep  bir eksik veya kusurludur. Tekrarlanan işleri yüklenecekler belki sırtlarına ama iletişimdeki o yapay mükemmellik sırım sırım sırıtacak. Yalnızca belli  kollarda bizleri jeopardize edebilecekler.

Peki çanlar kimin için çalıyor?

Hal böyle olunca, robotların iş sektörünü istila edecek olması rahatsız etti bizi. Halbuki dört gözle bekliyorduk gelmelerini. Yani kendi açımdan söyleyeyim; akıllı ev robotları için sabırsızlanıyorum. Eve dair gelişen bir iş yapış şekli mevcut değil çünkü ve her günün rutin işleri ev kadınlarının yaklaşık toplam 3-4 saat gibi bir zamanını alıyor. Bu da senede 1095-1460 saat kadar bir süreye tekabül ediyor. İçinde yaşadığımız zamanda her saniyenin hesabı tutuluyorken böylesine büyük bir dilimi pastada nereye koymak lazım? Bu zaman kaybının üstesinden gelmek sanırım ve ancak robotların mutfağa girmesiyle mümkün olacak. Bu açıdan düşündüğümde heyecanlanıyorum ama madalyonun öteki yüzü olan “ya mesleğimi elimden alırsa” kaygısını da taşımıyor değilim.

-Geleceğin Meslekleri
-Geleceğin Meslekleri

Çünkü robotlar yalnız otomasyona bakan mavi yakalıların değil, beyaz yakalılarında yavaştan yerini alacak. Avukattan tut, öğretmenliğe,  uzmanlığa, analiste hemen hemen yaratıcılık ve inovasyon gerektirmeyen tüm iş gruplarında faaliyet gösterecekler. Hatta dehşetengiz bir şekilde  beste yapan algoritmadan dolayı müzisyenler bile yerlerinden olabilir. CEO ve girişimciler, genetik ve robot mühendisleri müsterih olsunlar.  Onlar bir yere gitmiyorlar.

Evet böylesi bir senaryoda geleceğimizi tasarlamanın ve geleceğe hazırlanmanın tek çıkar yol olduğunu düşünüyorum.  Oğlumun büyüdüğü benimse işe döneceğim günler yaklaşmışken çalışabileceğim alanları gelecek algısıyla yeniden gözden geçiriyorum. Yapmayı sevdiklerim ve yapmak istediklerim birer kutup çünkü.  Oysa ekvator çizgisine yakın olmalı bu iki başlık.  Geleceği yenebilmek için başka türlüsü mümkün mü?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir