İrademin Bebeksiliği*

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmailby feather

Nicedir verdiğim sözler var kendime, imkansızlığına bahis yatırdığım hedefler ve tavana bakarak “şu da olursa ne iyi olur ama” dediğim hayaller. Onlardan yalnızca biriydi bu blog;  ilk kilometre taşı, diğerlerinin gerçekleşmesinde hükmü olan bir tür başlangıç noktasıydı. Ne demiştik hani en son? Arayı açmayacaktık artık; haftada bir seslenecekti düşüncelerim paragraf paragraf buralardan?

(dusunbil.com'dan alınmıştır)
İrade(Görsel düşünbil.com’dan alınmıştır.)

Olmadı ama. İradem yine “tam aferim iyi gidiyorum” dediğim yerde yoldan bir taksi çevirip beni o kadar insan kalabalığının içinde dımdızlak bıraktı. Biliyorum bensiz yapamaz fazla, o irade buraya gelecek. Ama ne gerek vardı demi şimdi, tüm bu olanlar?

Yeniden başlamak

Olsun hayatın reset tuşu yok ama iradenin var. Allah kulunu bilmiyor muydu sanki? Yoksa neden opsiyon versindi külli ve cuz’i diye? Madem iradenin tekeri patladı, seni yolda bıraktı, küllerinden doğmana gerek yok ki, bıraktığı yerden devam et yeter. “Allah’ım zorlaştırma, kolaylaştır” duası da bir omuz olur böyle zamanlarda. Sen hele bir başla…

Yapı olarak iradem nefse uyduğu zaman, sağduyuma uyduğu zamana göre daha rahat.  O kadar ki suçüstü yaptığım zamanlarda hep bir sandalyeye oturmuş kollarını arkaya doğru esnetirken yakalıyorum kaçağı.

İradenin Motivasyonu

İradeyi kaçtığı yerden az uzakta yakaladık, iyi, peki, güzel de okul mu burası müdüre? Disiplin cezası mı vericen hayırdır? Verdin diyelim velisi kim haşarenin? Boşver bence oralara çok girme.

Olacağı şu; başlayacağız yine bir yerlerden. Dr. Özgür Bolat ne diyordu: iç motivasyon daha önemli, yani istek. Şaşıracaksın belki ama bak hoca şöyle devam ediyor; bir tür dış motivasyon olan ödüllendirme cezalandırmayla eş değer, ikiside birer kontrol mekanizması çünkü. Yani kendime şunu da diyemeceğime göre: “hadi gülüm bu hafta yazını yaz sonra senle Armine’ye şal bakmaya gidelim“, fitili mecbur içerden ateşlemem gerekecek. “Sen yaparsınlarla, sen aslansınlarla” gaz ikmali sağlayıp ilgiyi ve isteği başlangıç seviyesiyle aynı seviyede tutmak lazım. Bundan daha parlak bir ampül yanmadı bende, sizde?

Mevzu sadece istikrarlı yazmakla kalsa hadi neyse. İrademin sanki benle tartışmış gibi yapıp elimi bıraktığı bir şey daha var: şekersiz yaşam projem. Şöyle izah edeyim; şeker benim uzatmalım, iyi günümde kötü günümde hep yanımda yer alanım. Alaturka deyimle; yıllara meydan okuyan bir aşk bizimkisi. Böyle saplantılı, hastalıklı, mıç mıç birşey. Seni sevmiyorum demene inanmaz, gözünün içine bakar ve yıllar önce Seda Sayan’ın Mahsun Kırmızıgül ile olan o olaylı düeti gibi bir daha söyle diye ısrar eder. Öyle pişkin, öyle fettan ki…

Hiç kolay değil böyle bir ilişkiden sağ çıkmak. Ramiz Dayı’nın bir lafı var, hani Ezel dizisinde yiğendeki e’leri 3 elif uzatan merhum amca. Der ki; “herkes öldürür sevdiğini“.Ramiz dayıya çok yakıştırdığım bu söz cahilliğime doymayayım, sonradan öğrendiğime göre Oscar Wilde’a aitmiş.

Birimiz Gitmeli-Oscar Wilde

Bir intihar notu aslında; “birimiz gitmeli“. Fakat ben tuvalet aynasına kırmızı rujla yazılmış bir hoşcakal notu olarak kullanıyorum bunu. Gitmesi gereken biri varsa o da benim. *Şeker beni terk edemez, ben şekeri terk ederim.

Çünkü diğer Stokholm’lüler gibi celladıma aşık felan değilim ve bu çılgınlığa 3 Aralık 2017 itibariyle son vermiş bulunuyorum.

Tüm kamuoyuna duyurulur.

Aslıhan,

 

 

*(Her Türk kızı buna benzer bir ifadeyi hayatının bir noktasında mutlaka kullanmıştır, lütfen şanımızdandır).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir