Ortalamaya Beşinci Lazım

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmailby feather

Hani bir söz var; “kişi en yakınındaki beş kişinin ortalamasıdır” diye.  Eğer doğruluk payı varsa kendi adıma son derece vahim bulduğum bir söz. Çünkü ortalamaya vuracak yeterli kişi sayım yok.

Okeye aranan 3.- 4.ler gibi. Dünyadaki diğer dertlere kıyas ettiğinde bir trajedi değil belki ama içerisinde yaşadığım fanustan aşağı doğru baktığında resmen Büyük Çin Kıtlığı yaşanıyor.

Ev hanımlığı müessesesi biraz acımasız ve doyumsuz. Hayır bu bir “bence” cümlesi değil, kadınların geneli bu yönde kanaat getirmiş. Hatta Simone De Beauvoir  “The Second Sex” isimli kitabında bu konuya öyle güzel açıklık getirmiş ki, buyrun bir göz gezdirelim:

“Pek az iş Sysphus’un işkencesine sonsuzca tekrarlanan ev işleri kadar benzer. Temiz olan kirlenir, kirlenen temizlenir, tekrar ve tekrar, gün be gün. Ev kadını, zamanın dışındadır; o hiç birşey yapmaz, sadece şimdiyi sürükler.”

Sağcısı, solcusu, genci, yaşlısı, çalışanı, ev hanımı katılmayan yoktur herhalde. Günümüzde sonsuz döngüye girmiş ev işleri ne yazık ki kadının üretkenliğine ve yaratıcılığına vurulan bir balta gibi, Bittikçe vuruyoruz baltayı kadının “en verimli yerine”(gövdeden yukarı) ve şunları ekliyoruz: “daha ütü var”, “yemek iyi pişsin ha”, “çoraplarımı nereye koydun?”.

Böyle ev işlerinin iç içe geçtiği bir resimde sosyal ilişki ve çevre düşlemek pek mümkün durmuyor.  En olası ilişki kapı komşuluğundan ibaret.  Haliyle yukarıdaki anonim sözde geçen o beş kişiyi tamamlamak ciddi bir efor. Hadi tamamladın diyelim işin mesleki, ahlaki, kültürel boyutu var. Birindeki yüksek değer ötekinde farklılıklar gösterse ortalama sonucu senin değerini olduğundan aşağı çekmez mi?

Beş parmağın beşi bir değil ki. İşte bu yüzden, piyasada varlık gösteren bir çok kurum ve kuruluş arkaplanda benzeşen ve birbirine uyum gösteren kişileri bir araya topluyor. Adına ekip veya takım diyelim; bu topluluk genelde grup ortalamasını yükseltme eğilimi gösteriyor.

Aslına bakarsan farklı iş gücü ve zekaların bir araya gelmesi sanayi devrimiyle vuku buluyor. Hemen akabinde uzmanlık alanları dal budak salınıyor. Bügünün aksine herkes herşeyi bilmek zorunda kalmıyor.  Nasıl dayanılmaz bir hafiflik!

Hal böyleyken alanında ilerlemen daha seri ve kolay oluyor. Çünkü sistemdeki aksak dişli olmamak için daha fazla çaba gösteriyorsun. Ortalama değişir mi bilmem ama senin geliştiğin aşikar.

Peki iyi dedin de ev hanımı olanlar ve ortalamadaki beş kişininde hepsi ev hanımı olanlar napsın? Bizim çevremiz de bizim gibilerle örülü bir duvar gibi.

Bu soru üzerine defalarca kafa yormuş junior bir ev hanımı olarak,  kişisel gelişimi şiar edinsin derim. Satrançta bir sonraki hamleyi hesap eder gibi bir sonraki günü planlamasını tavsiye ederim.

Hayatının bir köşesine kitapları koysun mesela. Koyduğu köşe kitaplık olmasa da,  günlük okumaları miktar farketmeksizin yapmaya gayret etsin.

Sık sık bilgiye maruz kalsın derim.  Salt kitapla değil görsel-sosyal medya ile. Youtube artık eğlence platformundan çok bir tür öğrenme platformuna dönüştü. Hazır ücretsizken, yararlanmasını dilerim.

Emine Şenlikoğlu idi sanırım yanlış hatırlamıyorsam. Diyor ki: “Bir kadının ev işlerini aşan idealleri olmalı“. O kadar haklı ki bu sözünde. Yeise gerek yok çünkü yeni nesil bu konuda ümit vaat ediyor. Blog işleri, yazarlık, kitap okuma gibi entelektüel aktiviteler Y-Z kuşağında oldukça yaygın.  Gidişat öyle ki; gelecekte bu aktiviteler de sıradanlaşacak ve kişisel gelişim için başka sıçrama tahtaları arıyor olacağız. Yine de özden uzaklaşmayalım:

Eğer ortalamayı yukarı çekmek istiyorsak, önce kendimizi sonra çevremizi niteliklerle donatmalıyız. Niteliğin ne olduğu mühim değil. Anahtar kelimemiz “üretmek” ve “öğrenmek” olmalı.  Atom bombası felan artık efsaneler arasında yerini buluyor. Şimdilerde membanın kirliliğine rağmen bu yüzyılını en güçlü silahı “bilgi”. En dar anlamıyla kitlelere karşı artık bilgi ile savaşıyorsunuz.

Basit bir aritmetik ortalama nelere kadir değil mi? Alt tarafı en yakınımdaki beş kişiyi bulup ortalamasını alacaktım. Peki ne yaptım? Kadın dedim, ev işleri dedim, iş bölümü ve sanayi devrimi dedim. Dağıttım biraz ortalığı, kusur olarak bakmayın.

Çünkü günlük hayatın koşturmacasıyla üstü toz tutmuş zihnim bir çırpıda silkelendi. Döktü ona yapışan sözcükleri tek tek. Temizliği bu söze kısmetmiş ne yapalım.

Şimdi size miras bırakıyorum bu sözü. Üstüne düşünün, biraz matematik biraz da temizlik yapın bakim.  Ben de gideyim başka sözlere içerleneyim, dolayım.

Aslıhan,